'Gidişin olsun da dönmeyesin’ duası ,dökülmemişken henüz dudaklarımdan …
ve gözlerim susamasına müsade etmemişken gönlümün
toprak karası kurşunlarına vurulduğum kalemi, bir kez daha senin için aldım elime…
zor oldu…çok zorlandım…
müsemma olmamıştın bence hiçbir zaman ya; bilmiyorum ,şimdi ne halde; nerelerdesin…
suçluyum değil mi…bir ‘hayır’ ın ardına ben hapsettim senimi ve ardına sakladıklarını…
işte belki hüzün, belki pişmanlık aldırdı kurşunları elime…
cesur değildim hiçbir vakit…ve hala da değilim…
ne kanadı kırıklara uçmayı öğretmeye ne de camlara şiir yazmaya cesaretim vardı…
ben yalnız ve yalnızca sitemkardım hadsizce…
ellerimi uzatıyordum ve her defasında donuyordu parmaklarım…
tıpkı bugün olduğu gibi…
…
yağmur yağıyor görüyor musun..?
gözlerimde eşlik ediyor damlalara…
yağmuru da severim tıpkı ağlamayı sevdiğim gibi, değil mi…?
Yağmuru severim…
Tıpkı senin sevdiğin gibi…
Şimdi senin bilmediklerin ve bilemediklerinle yağmurlara ağlıyorum …
Yağmuru severim…
Tıpkı, aynı yağmurun seni de ıslattığını bilmeyi, sevdiğim gibi…
Tahammül edemiyorum..!
Yağmura değil; bu yağmurun, seni de benden habersiz ıslatmasına…
Yağmura ağlıyorum…
…
Farklı olmalıydım…
Akreple iyi geçinmeliydim…
Dolaşmamalıydım yağmurlu havalarda bir başıma…
Rüzgarın beni savurmasına izin vermemeliydim…
Bırakmamalıydım gözbebeklerimi ellerine…
Ve sürmemeliydim sevdalara,kalemimin karasını…
Saklamalıydım ebediyen ,ellerimin soğuğunda kurşunları…
Bu şehri senin gözlerinden görmemeliydim hiçbir zaman…
Senin konuştuğun martılarla sohbet etmemeliydim…
Okşadığın dalgalara el sürmemeliydim…
Ve Gülen çocukların yüzlerine bakmamalıydım sen gibi…
Her hüzün nağmesinde sesini duymamalıydım…
Farklı olmalıydım…
Sevmemeliydim…
Ağlamamalıyım...!
…
zâyenderûd










